|
Yandaki grafikte süreyle total enerji oluşturma arasındaki ilişki görülmektedir. Maksimal şiddette bir efora başlandığında ortalama 90 kCal/dk lık bir enerji açığa çıkmaktadır. Bu enerjinin büyük bir kısmı CrP (eflatun renkli) yoluyla elde edilir. Fakat bu sınırlı bir kaynaktır ve yaklaşık 7-8 saniye maksimal düzeyde kullanılabilir.
Bu konu işlenirken sıkça yapılan bir yanlış bu sistemlerin birbirinden bağımsız çalıştığını düşünmektir. Yani efor başladığında sadece CrP yolunun kullanıldığı daha sonra diğerlerinin devreye girdiği zannedilebilir. Oysa bütün enerji sistemleri basit gündelik işlerimizi yaparken bile devrededir. Sadece yaptığımız efora göre bu sistemleri kullanma oranlarımız değişir. Bu ilk 7-8 saniyelik süreden sonra enerji oluşturma metabolizmasında Anaerobik yol (yeşil renkli) ağırlık kazanmaya başlar. Grafiktede görüleceği gibi enerji oluşturma miktarı da düşmeye başlamıştır. Basit bir örnek; 100m. 10 saniyenin altında koşulmaktayken 400m. 43 saniyenin üzerinde koşulmaktadır. Oysa vücudumuz ilk 10 saniyedeki enerji oluşturma kapasitesini devam ettirebilse 400m yi 40 saniyenin altında koşabilirdi.
Anaerobik yoldan enerji oluşturma kapasitesi de ilk 1 - 1,5 dakikadan sonra yavaş bir şekilde düşmeye başlar. Oksijenli sistem ise yavaşça ağırlığını artırır fakat bu sırada başlangıçta oluşturulabilen enerji miktarı 90 kCal/dk iken şimdi 30-40 kCal/dk kadar düşmüştür. Aerobik sistemle ortaya çıkarılan enerji miktarı azalsa da egzersiz süresi çok artarak yaklaşık 2 saat kadar daha sürdürülebilir.
Enerji oluşumunu sınırlayıcı faktörler :
-
Glikojen depolarında azalma : Enerji sistemlerimizin öncelikle kullandığı besin öğesi karbonhidratlardır. Karbonhidratlar vücudumuzda glikojen olarak depolanır. Egzersizin uzamasıyla beraber glikojen depoları da boşalmaya başlar ve bu azalma belli bir orana gelince merkezi sinir sistemi kendini korumak amacıyla enerji deşarjını keser.
-
Dolaşım ve Solunum sistemi sınırlılıkları : Aerobik sistem için gereken oksijen dokulara dolaşım sistemi tarafından taşınır. Oksijen kandaki hemoglobin denilen bir yapıyla taşınır ve bu hemoglobin miktarı taşınabilecek oksjien kapasitesini belirler. Egzersiz yoğunlaştıkça oksijen ihtiyacı artacak fakat solunum , kalp ve damar kapasitesi ile hemoglobin miktarı artmayacağı için dokulara yeterince oksijen taşınamayacaktır.
-
H ionları artışı: H ionlarının artışı ortamın pH ını düşürür ve bir süre sonra metabolik asidozis denilen tablo oluşur. Burada önemli olan bir nokta yorgunluğa ya da tükenmeye sebep olan maddenin direkt olarak laktik asit değil yoğunluğu artan H iyonlarının ortamı asidik hale getirerek enerji oluşum ve kas kasılma mekanizmasını bozmasıdır.
-
Isı Artışı : Vücudumuzda aynı bir motor gibi enerji oluştururken bol miktarda da ısı üretir. Egzersiz sırasında da vücut ısısındaki artış çok yüksek boyutlara çıkınca MSS egzersizi sonlandırır.
-
Psikojenik Faktörler : Zorlayıcı eforların sürdürülmesi için psikolojik direnç gerektirir. İsteksizlik , yenilgiyi kabul etme vb. gibi durumlarda vücut zorlayıcı koşullara adapte olamaz.
-
Çevresel Faktörler : Çevre ısısının çok yüksek ya da düşük olması da enerji oluşumunu etkiler. Ayrıca rakım artışında Parsiyel Oksijen Basıncı düştüğü için metabolizma oksijen taşımak için daha fazla hemoglobine ihtiyaç duyar.
Makaleler sayfamızda konuyla ilgili birçok İngilizce yayın bulabilirsiniz. |